Sürdürülebilir ve Eşitlikçi Kalkınma Yaklaşımı ve Kümelenme

Ulrika RICHARDSON GOLINSKI - Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Daimi Temsilci Yardımcısı

“Herkes için daha iyi bir gelecek” sloganıyla kamuoyuna sunulmuş olan 2011 İnsani Gelişme Raporu’nun gözler önüne serdiği en önemli noktalardan biri sürdürülebilirliğin eşitlikçilikten ayrılmaz olduğu gerçeğidir. Bu gerçek, dünyanın birçok ülkesinde insani kalkınmaya katkı vermek amacıyla faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın, kalkınma konusundaki bakış açısını ve yaklaşımını derinden etkilemektedir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın nazik daveti çerçevesinde kaleme aldığım bu kısa yazıda, sürdürülebilirliğin ve eşitliğin genelde rekabetçilik özelde ise kümelenme açısından ne ifade edebileceği hakkındaki görüşlerimi paylaşmayı amaçlıyorum.

Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı, kısaca, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini teminat altına alan bir kalkınma anlayışı olarak tanımlanabilir. Diğer bir ifadeyle, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı, bugünün nesilleri kalkınırken, yarınki nesiller için herhangi bir dezavantaj oluşturmamayı hedefler. Bu kavram uzun bir süre çoğunlukla çevresel boyutuyla ele alınmış olmasına rağmen, günümüzde sürdürülebilir kalkınmanın sadece çevresel değil, sosyal ve ekonomik boyutları da kapsaması gerektiği açık bir şekilde dile getirilmektedir.

Sürdürülebilirlik, kalkınmanın bir anlamda nesiller arası boyutuyla ilgilidir. Kalkınmanın nesil içi boyutu ise eşitlik ilkesi çerçevesinde ele alınabilir. Diğer bir ifadeyle aynı nesildeki insanların kalkınmanın tüm boyutlarından eşit ve hakkaniyetli bir şekilde faydalanması modern kalkınma yaklaşımlarının vazgeçilmez bir unsurudur.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın rekabetçiliğe bakış açısı, bir taraftan sürdürülebilirlik kavramı, diğer taraftan da eşitlik ilkesi tarafından şekillendirilmiştir. Her ne pahasına olursa olsun rekabetçi olmayı hedefleyen politikaların ve girişimlerin uzun vadede yarardan ziyade zarar getireceği yadsınamaz bir gerçektir. Dolayısıyla, bugün giderek artan bir şekilde rekabetçilik kavramı sürdürülebilir ve sorumlu gibi sıfatlarla beraber kullanılmaktadır.

Kümelenme ise temelde rekabetçiliği artırmayı amaçlayan bir kalkınma aracı olarak özellikle son 20 yılda dünyanın birçok ülkesinde uygulama alanı bulmuştur. Bugün birçok ülkede merkezi, bölgesel ve/veya yerel hükümetler tarafından küme destek programları uygulandığı da bilinmektedir. Küme destek programlarının başarılı olabilmesi için onlarca unsur sıralanabilir, ancak bu unsurların büyük bir kısmı destek programının uygulandığı iş ortamının ve genel çerçevenin kendine has özellikleri kapsamında şekillenmektedir. Örneğin, bir ülkede çok önemli olan bir unsur, başka bir ülkede aynı derecede önem taşımayabilir. Ancak, kalkınma açısından hiçbir zaman göz ardı edilmemesi gereken iki ana unsur olan sürdürülebilirlik ve eşitlik, küme destek programlarının uzun dönemli başarısının da temel belirleyicileri olacaktır.

Bir kümenin rekabetçiliğinin artması, sadece ekonomik mülahazalar göz önünde bulundurularak değerlendirilemez. Bir küme içinde yer alan firmaların cirolarının ve kârlılıklarının artması, o kümenin daha sürdürülebilir bir şekilde rekabetçi hale geldiğini iddia edebilmek için yeterli göstergeler değildir. Asıl değerlendirilmesi gereken konu, kümenin topluma ekonomik olduğu kadar sosyal ve çevresel faydalar da getirebilmesi, daha da önemlisi bu faydaları sürdürülebilir ve eşitlikçi bir şekilde sunabilmesidir.

Örneğin, çevreyi korumaya yönelik yapılacak yatırımlar kısa vadede küme firmalarının kârlılıklarını düşürebilecek olmakla beraber, uzun vadede bu firmaların mevcudiyetlerini garanti altına almaktadır. Bir kümenin kaliteli iş olanakları yaratabilmesi için yapılması gereken yatırımlar da kısa vadede kârlılık gibi göstergeler açısından olumlu sonuçlar vermeyebilir ancak orta ve uzun vadede kaliteli iş olanakları yaratabilen bir küme katma değeri yüksek üretimle rekabetçiliğini güçlendirecektir. Kaliteli iş olanaklarının getireceği sosyal inkişaf ise kümenin faaliyet gösterdiği alandaki yaşam kalitesini artırarak hem eşitlikçiliğe hem de sürdürülebilirliğe katkıda bulunacaktır.

Türkiye’deki kümelerin daha rekabetçi olabilmesi için muhakkak göz önünde bulundurulması gereken diğer bir konu da kadınlardır. Kadınların ekonomik hayata katılımlarının düşük olması, Türkiye’nin rekabetçiliği önündeki ciddi engellerden birisi olarak aşılmayı beklemektedir.

Sonuç olarak; kümelenme yaklaşımı rekabetçiliği güçlendirmek için sıkça kullanılan araçlardan birisi olmakla beraber, kümelenmeden beklenen faydaların optimize edilebilmesi için konuya sürdürülebilirlik ve eşitlikçilik merceklerinden bakılması gerekmektedir.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından son derece vizyoner bir bakış açısıyla hazırlanmış olan Ulusal Sanayi Stratejisi’nin öngördüğü dönüşümsel değişimin gerçekleştirilebilmesi için çok önemli bir araç olduğunu düşündüğüm Küme Destek Programı’nın, Türkiye’nin sürdürülebilir ve eşitlikçi kalkınmasına çok büyük katkılarda bulunacağını düşünüyorum

BİLİM, SANAYİ ve TEKNOLOJİ BAKANLIĞI © 2013 • Her Hakkı Saklıdır